8 Ağustos 2008 Cuma

Soul Eater

Orijinal İsim: Soul Eater

Yönetmen: Takuya Igarashi

Senaryo: Akatsuki Yamatoya

Sanat Yönetmeni: Norifumi Nakamura

Müzik: Taku Iwasaki

Tür: Aksiyon, Macera, Komedi, Doğa üstü, Ecchi, Shounen

Bölüm Sayısı: 51

Yayım Tarihi: 7/4/2008

Yapımcı Firma: BONES

Orijinal Eser: Atsushi Ohkuba

Tanıtım:
Seri Shinigami okulunda bulunan silah teknisyenlerinden her biri silah teknisyeni ve bir insan silahtan oluşan üç grubun etrafında gelişiyor. Bu üç grubun Shinigami tarafından kullanılacak olan “Ölüm Orağı” olmak için 99 şeytani insan ve bir cadı ruhu yemesi gerekiyor…


Animenin ilk bölümünü izlediğimde işte bu anime izlenir dediğim bir anime Soul Eater. 51 bölüm sürecek bir macera. Çizimleri, müziği ve konusuyla beni aksiyon, ecchi, shounen seven animeseverlere hitap ediyor.

Seri hafta içi iki ayrı gün ve saatte yayınlanıyor. Pazartesi ve perşembe geceleri. Pazartesi yayınlanan bölüm kesilmiş ve sansürlü oluyor, perşembe gece yarısı yayınlanan ise diğerine göre ecchi öğeleri kesilmeden "late night show" şeklinde yayınlanıyor.

Maka :

Maka Soul’un ustası. Üç grup arasında özelikle sinirlendiğinde en hızlı düşüneni. Soul ne kadar cesursa Maka’da o kadar zeki. Yaptığı savaşlarda her zaman rakibinin zayıf noktasını arayan bir savaşçı. Babası Shinigami’nin şu anki Death Scythe’si. Kadınlara olan düşkünlü yüzünden ondan nefret ediyor gibi gözükse de babasını seviyor. Annesi ise Maka gibi bir Silah ustası, ama kayıp ve ölüde olsa bedeni bulunamamış. En büyük hayali ustalaşmak ve Soul ile birlikte Deah Scythe olmak.

Soul:

Soul Eater, genç bir insan gibi görünse de Maka’nın partneri. Her zaman cool görünmeye çalıştığı için başarısız oluyor. Motosiklet kullanıyor ve göreve gider Maka ile birlikte motoruyla gidiyorlar. Black Star’la ikisi de cool görünmek istediği için iyi arkadaşlar ama dalga boyları uymadığı için birlikte çalışamıyorlar. Maka ile arkadaş mı sevgili mi oldukları şu anda belirsiz. Bir dövüş sırasında Ragnarök tarafından yaralandı ve onun kara kanı vücuduna işledi. Bu kan ona enerji veriyor ama Maka’nın da yardımıyla Chrono ve Ragnarök gibi kendini kaybetmiyor. Animede yapılan bir flashback’te Soul’un zengin bir aileden geldiğini görüyoruz, piyano bile çalabiliyor.



Black Star:

Tsubaki’nin ustası. Omzundaki yıldızında belirttiği üzere bir Ninja ailesinden (Yıldız Klanı) geliyor. En büyük zayıflığı ise tam bir gösteri delisi olması ve bir yıldız gibi davranması. Ninja tekniklerini Tsubaki’yi banyo yaparken ya da savaş ciddileştiğinde kullanıyor. Black Star başka birinin kendisinden daha çok ilgi görmesinden nefret ediyor ve kimin gerçek yıldız olduğunu göstermek istiyor. 13 yıl önce Shibusen tarafından tüm klanı yok edilmiş ve daha bebekken Shibusen’e alınmış. Kendisinin bir numara olduğunu düşünüyor bu nedenle en sevdiği rakam bir. Sonunda içindeki tereddütleri yenerek sonunda huzuru buldu ve Tsubaki ile gerçek birleşimi gerçekleştiriyor.

Tsubaki:

Black Star’ın partneri. Bir çok Ninja silahı şekline (Yıldız, duman bombası, kılıç…) dönüşebiliyor. Genellikle Black Star tarafından cesareti kırılıyor ama ondan hoşlandığı için yanında kalıyor. Black Star’ın kendisinden sıkılarak başka bir silah bulmasından korkuyor. Oldukça bağışlayıcı bir kişiliğe sahip nasıl yardım edebileceğini bilmediği durumlarda bile herkese yardım etmeye çalışıyor. Dr. Stein’ın söylediğine göre Tsubaki’nin ruhu “Yardımsever ve bir çok insanı sığdırabileceği kadar büyük”. Tsubaki , Arachne tarafından yaratılan ender silah ailesinden geliyor.



Death The Kid:

Patty ve Liz’in ustası ve Shinagimi’nin oğlu. Ailesi ve arkadaşları tarafından (çocuk) Kid diye çağırılıyor. Her şeyin simetrik olması Gerektiği gibi bir takıntısı var. Ona göre simetrik olan her şey güzel. Death to Kid’in en büyük sorunu saçlarının bir tarafı siyah olduğu halde diğer tarafının beyaz çizgileri olması. Simetrik olmayan şeyleri gördüğünde bu aklına geliyor ve depresyona giriyor. Bu depresyondan genellikle Patty ve Lİz sayesinde kurtuluyor. Babası olan Shinagami onun bir Shinigami olduğunu ve ruh toplamasına gerek olmadığını düşünüyor ama Kid kendi silahını yaratmak istiyor.

Patty:

Patricia Thompson Death The Kid’in iki partnerinden biri. Kız kardeşlerin küçük ve saf olanı. Kovboy kıyafeti giyen kız kardeşlerden şort giyeni ve ablasına göre daha büyük göğüsleri olanı. Genellikle şarkı söyler gibi ve çocuksu bir şekilde konuşuyor. Saf olduğu için her şeyi bir oyun ve eğlence gibi görüyor. Kid olmadığı zaman tabanca şekline dönüşen ablasını kullanıyor. Kid onları Brooklyn sokaklarında bulmuş.

Liz:

Elizabeth Thompson kız kardeşlerden büyük ve oldun olanı. Liz kot pantolon giyiyor ve göğüsleri kardeşine göre daha küçük. Patty bir çocuk gibi görünürken o daha çok genç bir kız gibi. O ve kardeşi ruhları silah formundayken topluyorlar.



Animeye ulaşmak için:

Torrent

Rumbel sunumu
Tadashi sunumu 1. Link 2. Link


Emule

Altyazı

4 Ağustos 2008 Pazartesi

Gedo Senki: Tales from Earthsea


Orjinal Adı: Gedo Senki
Yönetmen: Goro Miyazaki
Seslendirenler:
Junichi Okada, Aoi Teshima, Bunta Sugawara, Yûko Tanaka
Senaryo: Ursula K. Le Guin, Goro Miyazaki
Sanat Yönetmeni:
Yôji Takeshige
Müzik:
Tamiya Terajima
Tür:
Animasyon - Fantastik
Süre:
115 Dk.
Yapım:
2007 - Japonya


Tanıtım:
Yerdeniz’de denge bozulmuştur. Ekinler bozulmakta, hayvanlar ölmektedir. Son olarak insanların diyarında ejderhalar belirir. Dünyanın dengesi alt üst olmaktadır.

Yıkımın nedenlerini araştırmaya koyulan başbüyücü Ged, sürgün edilmiş genç prens Arren’le karşılaşır. İçine kapanık sessiz bir genç gibi görünen Arren’in içini kemiren karanlık bir yanı vardır. Kendisini aniden acımasız ve nefret dolu birine çeviren bu yanı, onun en zayıf yanıdır.


Arren ve Ged, birlikte yola düşer, yıkıntıya uğramış topraklardan geçerler. Ged, baş düşmanı büyücü Cob’un, sonsuz yaşama ulaşmak adına canlıların dünyasıyla ölülerinkini ayıran kapıyı açtığını öğrenir.
Cob’un, Ged’i alt etmek için sinsi bir planı vardır. Kötü büyücü, amacına ulaşmak için de Arren’in korkularını kullanmayı planlamaktadır…


Büyük usta Hayao Miyazaki’nin oğlu Goro Miyazaki, Ursula K. LeGuin’in fantastik roman dizisinden yarladığı devasa bir dünya üzerine kurulmuş fantastik bir öykü ile bizi kucaklıyor. Anime gerek rengarenk dünyası gerek çizimleri gerekse müzikleri ile izleyenleri büyülüyor.

Hikayemiz ana hatlarıyla günümüze kadar yüzlerce kere filmlere konu olmuş olan “iyi ve kötünün savaşını” anlatıyor.


Korkuları yüzünden çok sevdiği babasını bıçaklayarak öldüren Arren, Yerdeniz’in Baş büyücüsü Haitaka, daha önce kurtardığı ve sevdiği kadın Tenar ve ailesi tarafından terk edilen Terru’nun gittikçe garipleşen ve ışığını kaybeden dünya için olan savaşını izliyoruz.

Ölümsüzlük; yaşayanlar için her zaman vazgeçilmez, ulaşmaya çalışılan en üstün nokta olmuştur. Büyü ise yanlış amaçlar için kullanıldığında bu yolda ki en büyük silah. İyi ve kötünün ta tarihin en başında beri süregelen savaşı, ışık ve karanlığın.


Uzun bir film olmasına rağmen başlangıçtan sonuna kadar temposu düşmeyen ve izleyiciyi hadi bitsinde kalkalım gibi bir düşünceye düşürmeyen gayet başarılı bir yapım olmuş. “Karanlığa karşı aydınlık, nefrete karşı sevgi, korkuya karşı cesaret” kavramının vurgulandığı harika bir şölen.

Kazandığı Ödüller:
Asya film ödülleri: En iyi beste ödülü (Tamiya Terajima)
Japonya Akademi Ödülleri: En iyi Anime Film

26. Uluslararası İstanbul Festivali kapsamında ülkemizde de gösterilmiştir.
22/06/2007 tarihinde Türkiye'de gösterime girmiştir.




3 Ağustos 2008 Pazar

Satoshi Kon'dan Paprika


Tanıtım: Yakın gelecekte, psikoterapi tedavisinde devrim yaratacak bir cihaz bulunur. “DC Mini” olarak adlandırılan bu cihaz “rüya ajanı” gibi insanların rüyasına girerek bilinçaltlarında ki düşünceleri temizlemektedir. Hükümet bu ileri psikiyatrik teknolojinin kullanılmasına izin vermeden önce, prototiplerden biri çalınır, ve araştırma ekibi büyük bir arbedeye kapılır.



Yanlış ellerde, kötüye kullanıldığında yok edici bir etkiye sahip olabilecek olan cihaz, kullanıcıların rüyaları sırasında tamamen yok olmalarına izin veriyor. Ünlü bilim kadını Dr. Atsuko Chiba, bu yeni buluşla rüya alemini yıkmaya kalkışanları araştırmak için, çekici alt benliği olan “PAPRİKA” takma adıyla bu rüya dünyasına giriyor.

Animemiz kızıl saçlı güzelimiz Paprika’nın dedektif Kogawa için düzenlediği terapi seyansı ile dünyamıza giriyor. Susumu Hirasawa’nın filmle birebir uyuşan ve bizi filmin içine alıp sürükleyen harika şarkısı ile akıllardaki bu anime nasıl sorusunu aklımızdan uçuruyor. Heyecan ve merakla geçecek bir 90 dakikaya doğru çekiliyoruz.

Anime oldukça karışık bir yapıya sahip olmasına rağmen akıcılığını hiç kaybetmiyor. Öyle bir kurguya sahip ki aynı sahneleri değişik açılardan görüyoruz ve çizgini diğer tarafına doğru çekiliyoruz. Rüya mı görüyoruz yoksa gerçek hayatta mıyız? Aynı Perfect Blue’da olduğu gibi hayal ve gerçek birbirine giriyor.


Satoshi Kon’la yeni tanışmış ve Perfect Blue’dan sonra izlediğim ikinci filmi olmasına rağmen beni etkilediğini söyleyebilirim. Hatta anime izlemem o da neymiş diyen birisinin oturup izledikten sonra bir filmden daha derin bir konuya ve anlatım gücüne sahip olduğunu kabul edeceğinden eminim. Kon her filmi ile dehasını izleyicelere bir kez daha hatırlatıyor ve ben bu işin ustasıyım diyor. İzleyin pişman olmayacaksınız.


2 Ağustos 2008 Cumartesi

Satoshi Kon'dan Millenium Actress

Tanıtım:1930 yılından 1960 yılına kadar çalıştığı stüdyonun önde gelenlerinden ve gençliğin divası haline gelen Chiyoko Fujiwara’nın 70. doğum gününde Ginei Stüdyosu tarafından yollanan Genya Tachibana, belgesel tadında bir program yapmak üzere kameramanı ile birlikte Chiyoko’nun dağdaki evine gider. Burada Chiyoko’nun hatıralarını dinleyen Tachibana ve kameranı kendilerini şaşrtıcı bir şekilde Chiyoko’nun hatıraları ve gerçeklik arasında bulurlar…

Satoshi Kon’un Mainichi Film Festivali’nde ödül kazanan,
hikayesi kurgusu ve anlatımıyla insanın içine kazınan harika bir baş yapıtı olan “Millenium Actress” izleyici film boyunca koltuğuna yapıştırıyor. Yönetmenin her yapıtında görebileceğimiz gerçek ve hayal arasındaki harika geçişler filmin akışını öyle etkiliyor ki Çhiyoko’nun gerçek hayatı mı yoksa çevirdiği filmleri mi izliyoruz anlayamıyoruz. Hikaye o kadar güzel yazılıp kurgulanmış ki filmin sonu izleyiciyi derinden etkiliyor.








Filme gelirsek:
Her şey film yapımcısı Gen’ya Tachibana’nın stüdyosunun isteği üzerine ünlü aktris Chiyoko
Fujiwara ile ilgili bir belgesel hazırlamak istemesi ve bunun için aktristin inzivaya çekildiği dağa giderek onunla bir rapörtaj yapması ile başlıyor.

Bu mu? Bu var olan en önemli

şeyin anahtarı.

Chiyoko’ya kaybettiği ve onun için çok değerli olan anahtarı veriyor ve bu çok güzel ve sanatı ile dünyayı kendine aşık etmiş kadının yüzünü bile hatırlayamadığı, sadece iki kere karşılaştığı ama hayatı boyunca peşinde koştuğu aşık olduğu ressamın hikayesini izlemeye başlıyoruz.


Bir film yönetmeni bir ressama çok

benzer Çiyoko.

Ressam sevdiği renkleri bir tuvale aktarır.

Ve ben kendi tuvalim için harika bir renk buldum.

Bu renk sensin.







Hasretle ve özlemle dolu sevdiğine ulaşmaya çalışmış ama ulaşamamış bu uğurda kilometrelerce yol gitmiş bir kadının hikayesi. Bir gün kendisine emanet edilen bu değerli a

nahtarı kalbiyle birlikte sevdiği adama vermeyi hayal eden bir kadın. Aynı zamanda bu yolculukta etrafında ki kişiler

tarafında kandırılmış bir kadın. Sevdiği adamdan kendisine sadece bir anahtar kalan bir kadın. İzleyici böyle büyük bir aşk hikayesini gözlerini bile kırpmadan izletebilen bir kadının hikayesi.

Filmin müziği daha sonra Paprika’da da bizi mest edecek olan Susumu Hirasawa tarafından hazırlanmış. Filme o kadar uyumlu bir müzik ki izleyeni gerçekten etkiliyor ve filmin o tarihi ve
dramatik atmosferine çekiyor.

Sonuç olarak; Satoshi Kon harika bir drama yaratmış. Gerek anlatım, gerek seneryo, gerek müzikleri ile harika bir yapıt. Filmin sonu beni gerçekten üzse de izlemek için ayırdığım 90 dakikanın nasıl geçtiğini anlamadığımı söyleyebilirim. İzleyen gerçekten Chiyoko’nun sevdiği adamın izinde geçen bu harika drama sizi çok etkileyecek. Son söz olarak Chiyoko’nun aşık olduğu kişinin yazdığı mektupla bitiriyorum.








Gerçekten çok üzgünüm.

Chiyoko!

Sana teşekkür edememiş olmak, beni rahatsız ediyor.

Seni görmek istiyorum ama bu savaş…

…her gün biraz daha şiddetleniyor.

Savaş bittiğinde, gerçek barış geldiğinde…

...Hokkaido'daki evime gideceğim ve o resmi bitireceğim.

Bir gün sana yıldızlarla dolu geceyi göstermek istiyorum..

...söz verdiğim gibi.

Dragon Ball GT



forum resmi



Tanıtım:

Hikayemiz DBZ'den 10 yıl sonra başlıyor. Ana karakterler Son Goku, Trunks, ve Pan'dır. Yine de, Pan'nın büyükbabası olan Goku, 11 yaşında bir çocuk gibi görünmektedir. Pilaf ve adamları aniden ortaya çıkar. İhtiyarlamış olan Pilaf hala Dünya'yı yönetmek ve yeniden genç olmak istemektedir.Yanlışlıkla "Mükemmel Ejder Toplarını" kullanır ve Goku'yu çocukluğuna döndürür. Goku kaçak robot Gill'le karşılaşır. Goku şimdi bir çocuk olsa da eskisi gibi güçlüdür, yine de "shunkan idou", "Anlık Hareket", yada teleportasyon yeteneğini kaybetmiştir. Son Goku DB GT'de eski haline dönmeye ve Dünya'yı kesin yıkımdan kurtarmaya çalışıyor, bu macerada uzayın derinliklerine ve yeni sürprizlere ilerliyor. ("Mükemmel Ejder Topları" bir dileği gerçekleştirdikten sonra uzayın derinliklerine dağılıyorlar.)

BÖLÜMLER


Kara Yıldızlı Ejder Topları Serisi
[1-17. Bölümler]


forum resmiforum resmi

forum resmiforum resmi


Bu bölümlere serinin giriş bölümleri diyebiliriz. Pilaf hiç umulmadık bir anda ortaya çıkar ve Kutsal Krallıkta saklı bulunan Kara Ejder Toplarını bulur. Geçen yıllara rağmen hala Dünya'ya hükmetme arzusunu kaybetmemiştir. Shen Long'u çağırır ama tam dilek dileyeceği sırada Goku gelir. Onu zor da olsa tanıyan Pilaf korkar ve Goku'nun eski haline, çocukluğuna dönmesini diler. Dilek gerçekleşir ve Goku tekrar o saf çocuk olur. Yalnız bu Kara Ejder Toplarının diğer Ejder Toplarından farkı dileği gerçekleştirdikten sonra Dünya'da bir yerlere değil, uzaya dağılmasıdır. Ve Ejder Topları Dünya'ya bir yıl içinde geri getirilmezse Dünya yok olacaktır. Ejder Toplarını Toplamaya Goku, gönüllü olmasa da Trunks, ve ailesine kızan ve uzay gemisinde saklanan Goku'nun torunu Pan katılacaktır.
Böylece son Dragon Ball serisi olan Dragon Ball GT başlamış olur...


Baby Serisi
[18-40. Bölümler]


forum resmiforum resmi

forum resmiforum resmi


Ejder Toplarını Toplamak için Uzayda yolculuk yapan Goku, Trunks ve Pan'a Imecka gezegeninde Gill adında bir robot da katılacaktır. Bu robot Bulma'nın yaptığı Ejder Radarını yer. Grubun bütün umutları sönmüştür. Ama daha sonrada öğrenecekleri gibi Gill Doktor Mu'nun yapmış olduğu bir Ejder Radarıdır. Onları kendi gezegenine götürür. Goku burada yeni rakibi olan Baby ile karşılaşacaktır. Baby Saiyan'ların ezeli rakibi olan Tsufrian'ların genlerini taşımaktadır. İnsanların içine girerek kontrolü altına alma yeteneği olan bu parazit rakibi Goku'nun dostu ve düşmanı olan Vegeta'nın bedenini ele geçirir ve büyük savaş başlar.Goku bu savşta ilk kez SSJ4 olacaktır...

Süper Android 17 Serisi
[41-47. Bölümler]


forum resmiforum resmi

forum resmiforum resmi


Baby ile olan savaşı Goku zorda olsa kazanır. Dünya tekrar eski barış havasına döner. Ama kötülükte boş durmamaktadır. Baby tarafından öldürülen Doktor Mu ve daha önce No:17 ve No: 18 tarafından öldürülen Doktor Gero cehennemde buluşmuştur. Burada mükemmel bir plan hazırlamışlardır. Dünyada yaşamakta olan No:17 ve cehennemde yaptıkları diğer No.17'yi birleştirmek ve Süper Yapay insanı yapmak. No: 17'leri kullanarak Cehennem'den Dünya'ya bir kapı açarlar ve Goku'yu kandırarak Cehenneme çekerler ve kapıyı kapatarak orada kalmasını sağlarlar. Goku, Piccolo'nun da yardımıyla Dünya'ya döner ve Süper 17 ile olan savaşı başlar...

Şeytan Ejder Serisi
[48-64. Bölümler]


forum resmiforum resmi

forum resmiforum resmi


Goku, No:18'inde yardımıyla No: 17'yi yenmeyi başarırır. Ejder Toplarını bir araya getirirler ve Shen Long'u çağırırlar. Ama Ejder Toplarında bir gariplik vardır. Renkleri değişmiş ve çatlamışlardır. Ejder Toplarından Shen Long yerine garip bir Ejder çıkar ve artık insanların istediklerini yapnayacağını söyler. Ejder Toplarını bu hale gelmesinin sebebi Goku mudur? Daha sonra toplar Dünya'nın dörtbir yanına dağılır. Goku'da topları toplamaya kendi başına çıkar. Ama onu bir sürpriz beklemektedir. Torunu Pan yine onun peşinden gelmiştir. Ve ayrılmaya hiç niyeti yoktur. Ve birlikte Ejder Toplarından çıkan kötü canavarları yenip topları toplamaya başlarlar. Goku şimdiye kadar karşılaştığı en güçlü rakibiyle karşılaşacaktır. SSJ4 olmayı başaran Vegeta ile birlikte bu Şeytan Ejderle karşılaşırlar ve Dünya için savaşırlar...

BİTTİ!



Altyazılar
Kara Yıldızlı Ejder Topları Serisi
Baby Serisi
Süper Android 17 Serisi
Şeytan Ejder Serisi

Yorumum: Dragon Ball'ı ilk olarak Star Tv'de izledim. İzlemekten gerçekten büyük zevk alıyordum. Lakin Türk televizyon kanallarının her zaman yaptığı gibi serinin 153 bölümlük Db kısmı bile tamamlanamadı. Daha sonra seriyi alman RTL7 kanalında izledim ve adsl çıkıpta almak nasip olunca ilk işim bu seriyi indirmek oldu. Sağolsun @Gorath'ın da teşvikiyle anime çevirileri yapmaya başladım. İşte şu anda Dragon Ball'ın son serisi olan 64 bölümlük DB Gt çevirilerini bitirmiş bulunuyorum.
Bir çok arkadaşım kabul ederki Db serisinin en komik ve güzel bölümü ilk 153 bölümdür. Ama bu DBZ ve DB GT'nin kötü olduğu anlamına da gelmiyor. Ben 64 bölümlük kısmı çok sıkılarak çevirdiğimi söyleyemem. Bence Dragon Ball herkesin izlemesi gereken anime serilerinden birisi. Bakın hazır çevirilerde yapılıyor. Herkese iyi seyirler diliyorum...


KARAKTERLER




forum resmiforum resmiforum resmiforum resmiforum resmi


forum resmiforum resmiforum resmiforum resmiforum resmi



forum resmiforum resmiforum resmiforum resmiforum resmi

VE MUTLU SON!

forum resmi


Böylece Dragon Ball efsanesi bitmiş oluyor. Herkese iyi seyirler diliyorum! Bu daha önce DivxPlanet'te yayınladığım incelemedir. Devamı ve diğer üyelerimizin yorumları için buraya bakabilirsiniz.