2 Ağustos 2008 Cumartesi

Satoshi Kon'dan Millenium Actress

Tanıtım:1930 yılından 1960 yılına kadar çalıştığı stüdyonun önde gelenlerinden ve gençliğin divası haline gelen Chiyoko Fujiwara’nın 70. doğum gününde Ginei Stüdyosu tarafından yollanan Genya Tachibana, belgesel tadında bir program yapmak üzere kameramanı ile birlikte Chiyoko’nun dağdaki evine gider. Burada Chiyoko’nun hatıralarını dinleyen Tachibana ve kameranı kendilerini şaşrtıcı bir şekilde Chiyoko’nun hatıraları ve gerçeklik arasında bulurlar…

Satoshi Kon’un Mainichi Film Festivali’nde ödül kazanan,
hikayesi kurgusu ve anlatımıyla insanın içine kazınan harika bir baş yapıtı olan “Millenium Actress” izleyici film boyunca koltuğuna yapıştırıyor. Yönetmenin her yapıtında görebileceğimiz gerçek ve hayal arasındaki harika geçişler filmin akışını öyle etkiliyor ki Çhiyoko’nun gerçek hayatı mı yoksa çevirdiği filmleri mi izliyoruz anlayamıyoruz. Hikaye o kadar güzel yazılıp kurgulanmış ki filmin sonu izleyiciyi derinden etkiliyor.








Filme gelirsek:
Her şey film yapımcısı Gen’ya Tachibana’nın stüdyosunun isteği üzerine ünlü aktris Chiyoko
Fujiwara ile ilgili bir belgesel hazırlamak istemesi ve bunun için aktristin inzivaya çekildiği dağa giderek onunla bir rapörtaj yapması ile başlıyor.

Bu mu? Bu var olan en önemli

şeyin anahtarı.

Chiyoko’ya kaybettiği ve onun için çok değerli olan anahtarı veriyor ve bu çok güzel ve sanatı ile dünyayı kendine aşık etmiş kadının yüzünü bile hatırlayamadığı, sadece iki kere karşılaştığı ama hayatı boyunca peşinde koştuğu aşık olduğu ressamın hikayesini izlemeye başlıyoruz.


Bir film yönetmeni bir ressama çok

benzer Çiyoko.

Ressam sevdiği renkleri bir tuvale aktarır.

Ve ben kendi tuvalim için harika bir renk buldum.

Bu renk sensin.







Hasretle ve özlemle dolu sevdiğine ulaşmaya çalışmış ama ulaşamamış bu uğurda kilometrelerce yol gitmiş bir kadının hikayesi. Bir gün kendisine emanet edilen bu değerli a

nahtarı kalbiyle birlikte sevdiği adama vermeyi hayal eden bir kadın. Aynı zamanda bu yolculukta etrafında ki kişiler

tarafında kandırılmış bir kadın. Sevdiği adamdan kendisine sadece bir anahtar kalan bir kadın. İzleyici böyle büyük bir aşk hikayesini gözlerini bile kırpmadan izletebilen bir kadının hikayesi.

Filmin müziği daha sonra Paprika’da da bizi mest edecek olan Susumu Hirasawa tarafından hazırlanmış. Filme o kadar uyumlu bir müzik ki izleyeni gerçekten etkiliyor ve filmin o tarihi ve
dramatik atmosferine çekiyor.

Sonuç olarak; Satoshi Kon harika bir drama yaratmış. Gerek anlatım, gerek seneryo, gerek müzikleri ile harika bir yapıt. Filmin sonu beni gerçekten üzse de izlemek için ayırdığım 90 dakikanın nasıl geçtiğini anlamadığımı söyleyebilirim. İzleyen gerçekten Chiyoko’nun sevdiği adamın izinde geçen bu harika drama sizi çok etkileyecek. Son söz olarak Chiyoko’nun aşık olduğu kişinin yazdığı mektupla bitiriyorum.








Gerçekten çok üzgünüm.

Chiyoko!

Sana teşekkür edememiş olmak, beni rahatsız ediyor.

Seni görmek istiyorum ama bu savaş…

…her gün biraz daha şiddetleniyor.

Savaş bittiğinde, gerçek barış geldiğinde…

...Hokkaido'daki evime gideceğim ve o resmi bitireceğim.

Bir gün sana yıldızlarla dolu geceyi göstermek istiyorum..

...söz verdiğim gibi.

Hiç yorum yok: